hi Jerome.

ezgicankaya@hotmail.fr

Dec 7th at 5PM / 6 notes
Az önce indin otobüsten, el salladın, arkanı döndün ve evet şimdi kayboldun.

Yaklaşık dört saat önce:
+Bence keklendin Ezgi, ortada mektup arkadaşın falan yok, bi’ yerlerden bize bakıp, gülüyor olmalı.-Kes şunu Tuanay.+Bu konuyu bu kadar önemsediğin için salak olmalısın, biliyorsun değil mi.-Kapa çeneni Tuanay ya of.+Ehehe.


Yaklaşık üç saat elli dakika önce:
-Oha. Bak orada duruyor, demiştim Tuanay ben sana, demiştim. Koş hadi.

Sarıldığım en büyük kucaklardan birine  kollarımı biraz daha doluyorum. İçimden hiçbir şey geçmiyor. Çünkü, daha  ona doğru attığım ilk adımda anlamıştım. Bir de içimden bir şeyler  geçirmeme gerek kalmamıştı. Sadece çıkarabildiğim kadar tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Yaklaşık üç buçuk saat önce:
+Tabiki paylaşımcıyım. Bir çatal daha lütfen.Kül tablası bile ellemeyen ben, bir talihsizlik sonucu Dilara’nın sigarasının küllerine büründüm. Ama umurumda bile olmadı.
İki mektup arkadaşı, sohbetler ve güzel bakan gözler.


Yaklaşık iki saat önce:
-Hint çayı da neymiş ya? Ben bundan içeyim merak ettim. +Yeni şeyler denemeyi seviyorsun.
+Al bunu sakla Ezgican Sakin konserinden beri ben saklıyordum. Bundan sonra benim için sen saklarsın.  -Tamam.


Yaklaşık yarım saat önce:
Birbirine girmiş kollar ve yollar.


Yaklaşık beş dakika önce:
Omuzuna dayadığım kafam, parmakların ve kırmızı ojelerin.


Şimdi:
+Ben olsam ağlardım Ezgi. Bu çok acıklı.-Kes şunu Tuanay.+Hayır ben ciddiyim bu sefer.-Hıı iyi o zaman. Evet haklısın. Bu biraz acıklı oldu şimdi.

4 saatin, toplasan sadece bir saatinde Tuanay yanımızdaydı. Ama anlaşılan aramızdakinin ne olduğunu anlamaya yetmiş.
Dışarıdan çok güzel görünüyor olmalıydık.
05122010
Mektup arkadaşım Lucy’ye sevgilerle.(Asıl nüshayı mektup atarım.)

Az önce indin otobüsten, el salladın, arkanı döndün ve evet şimdi kayboldun.

Yaklaşık dört saat önce:

+Bence keklendin Ezgi, ortada mektup arkadaşın falan yok, bi’ yerlerden bize bakıp, gülüyor olmalı.
-Kes şunu Tuanay.
+Bu konuyu bu kadar önemsediğin için salak olmalısın, biliyorsun değil mi.
-Kapa çeneni Tuanay ya of.
+Ehehe.

Yaklaşık üç saat elli dakika önce:

-Oha. Bak orada duruyor, demiştim Tuanay ben sana, demiştim. Koş hadi.

Sarıldığım en büyük kucaklardan birine kollarımı biraz daha doluyorum. İçimden hiçbir şey geçmiyor. Çünkü, daha ona doğru attığım ilk adımda anlamıştım. Bir de içimden bir şeyler geçirmeme gerek kalmamıştı. Sadece çıkarabildiğim kadar tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Yaklaşık üç buçuk saat önce:

+Tabiki paylaşımcıyım. Bir çatal daha lütfen.
Kül tablası bile ellemeyen ben, bir talihsizlik sonucu Dilara’nın sigarasının küllerine büründüm. Ama umurumda bile olmadı.

İki mektup arkadaşı, sohbetler ve güzel bakan gözler.

Yaklaşık iki saat önce:

-Hint çayı da neymiş ya? Ben bundan içeyim merak ettim.
+Yeni şeyler denemeyi seviyorsun.

+Al bunu sakla Ezgican Sakin konserinden beri ben saklıyordum. Bundan sonra benim için sen saklarsın.
-Tamam.

Yaklaşık yarım saat önce:

Birbirine girmiş kollar ve yollar.

Yaklaşık beş dakika önce:

Omuzuna dayadığım kafam, parmakların ve kırmızı ojelerin.

Şimdi:

+Ben olsam ağlardım Ezgi. Bu çok acıklı.
-Kes şunu Tuanay.
+Hayır ben ciddiyim bu sefer.
-Hıı iyi o zaman. Evet haklısın. Bu biraz acıklı oldu şimdi.

4 saatin, toplasan sadece bir saatinde Tuanay yanımızdaydı. Ama anlaşılan aramızdakinin ne olduğunu anlamaya yetmiş.

Dışarıdan çok güzel görünüyor olmalıydık.

05122010

Mektup arkadaşım Lucy’ye sevgilerle.
(Asıl nüshayı mektup atarım.)


  1. peacegoropen reblogged this from ethel-ann
  2. ethel-ann posted this

powered by tumblr. themed by kiyla.